KALKINMA FİKRİ ZİHİNLERDE BAŞLAR/ 2007 yılı

evl-e1510734254622

Türk Ocakları Kayseri Şubesi Yön. Kur. Üyesi iken 10 yıl önce yayımlanmış bir yazım. Problemin ve çözümünün, BİZ olduğuna inancım  hâlâ değişmedi…Kasım /2017

…Yazılarıma göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ediyorum. Politikacı , yazar veya gazeteci değilim. Ancak kimsenin uzmanlık alanına girmeden , tecrübelerimi ve olayları algılama biçimimle yorumlarımı ve çözüm önerilerimi , yaklaşık 900 adreste ülkemizin en seçkin kurum ve insanlarına ,yurt dışında Türk dünyasının önemli insanlarına ulaştırıyorum. Yaşamakta olduğumuz olağanüstü şartlarda vatana sahip çıkmak DERİN Milletin görevidir. Bu işler parayla pulla olmaz. Bu bir bilinç yapılanmasıdır. Bu bilinç bir kısım Türklerin belkide yaradılışında vardır. Türkiye de derin devletin varlığına inanmıyorum. Görülen o ki varsa bile bu milletin hayrına değil kendi kesesine çalışıyorlar…Amma Türk Dünyasında DERİN bir millet vardır. Hem de milletin bağrında yaşamaktadır. Mustafa Kemal Atatürk de Derin Milletin en mükemmel örneklerinden birisidir ve kalplerimizde müstesna bir yeri vardır.
Mit başkanı Emre Taner Beyefendinin, son açıklamalarından dolayı şahsını ve Mit i kutluyorum.Türk milletinin istikbali, Türk silahlı Kuvvetlerine ve Milli istihbarat Teşkilatına emanettir inancındayım. Ancak bu inanç bizi kurtarmıyor. Bu kurumlara elimizden gelen fedakarlığı yapmalıyız.
Ben ısrarla mevcut sorunlarımızın BİZ den kaynaklandığı, çözümün de BİZ de olduğu konusunda iddialıyım. Dışarıdan düşman arayarak zaman geçirmeyelim,dışarıda zaten düşman var.Fakat düşmana gerek kalmadan biz birbirimizi harcıyoruz maalesef.
Yıllardır su kaynaklarımız alarm veriyor.Topraklarımız çölleşiyor. Toplumsal bir seferberlik için yokuz. Ama nükleer enerjiye karşı çıkmak için varız. Nükleer enerji kullanılabilecek en köklü ve temiz enerjidir.Yapmamız gerekenlere sadece ve sadece bakıyoruz öylece…Dış politikada yaptıklarımız gibi, Türk Dünyasına aval aval baktığımız gibi…Fakat gönüllü çalıştığımız derneklerin, partilerin yönetim kurullarında vesaire, birlik içerisinde olacağımız yerlerde ise birdenbire canavar kesiliriz. Komplekslerimiz tavan yapar. Karşımızdaki insanı nasıl aşağılayacağımızı , dışlayacağımızı hesaplarız. Anlatılmaz ki! anlatsam. Ama siz yinede tahmin edersiniz ne demek istediğimi.
Lafı fazla uzatmadan önerilerimi ve tespitlerimi sizlere iletmek istiyorum.
1- Kalkınma fikri zihinlerde başlar. Bu fikriyat toplumsal bir ideal, bir tutku haline gelirse, parlamentoya giden siyasetçiler ve siyasi partiler bunun uygulayıcısı olacaklardır. Neden önce siyasetçiler. Çünkü bu ülkeyi siyasetçiler yönetiyorlar veya görünürde en son kararı onlar veriyorlar, dernekler veya odalar değil.
Yıllarca bu toplum, siyasetçileri ; hem baş tacı yapmış hemde aşağılamıştır. Onları kanunsuz ilan etmiş ancak kendi çıkarları söz konusu olunca onlara, kanunları çiğnettirmiş veya kanunsuzluğa azmettirmişlerdir. Hem onları seçmişler hemde onları denetlememişlerdir. Kısacası ülkesini yönetecek kadroları sersemleştiren, aptallaştıran bir toplum, kendi iradesizliği ile meydana getirdiği bu canavar sistemin esiri haline gelmiştir. Şimdi kamuoyu araştırmalarına bakıyorsunuz siyasetçiler en güvenilmezler. Ama bu ülkeyi siyasetçiler yönetiyor. Yani biz hem siyasilere güvenmiyoruz hemde kendimizi yönettiriyoruz. Türk toplumu bu yaman çelişkiyi ve onlarca yıldır yapmış olduğu hataları düzeltmek zorundadır.
2- Yapılan muhalefetin yanlış olduğu inancındayım.Türkiyede siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin yada makam sahibi zatların yapmış olduğu muhalefet değil, olsa olsa iktidara yapılan gollük paslar olmaktadır.Planlanmamış, alt yapısı hazırlanmamış söylemlerle her yapılana karşı durmanın adı muhalefetse bundan vazgeçmemiz gerekir.
3- Töreler hakkında söyleyeceklerim de var. Töre adı altında her türlü sapkınlık yapılırken Baba bir akademisyenimiz veya gazetecimiz mertçe çıkıp, Bu töre denilen oluşumların ne Türk Töreleri ile nede Türklerle alakası olmadığını veya Türklerde havaya ateş açmak gibi bir saçmalığın olmadığını anlatamıyor. Halbuki; Azılı bir Türk Düşmanı olan Armstrong, Bozkurt adlı eserinde bakınız ne diyor. Türkler; vahşi ortaasya topraklarının uçsuz bucaksız steplerinde avlanan bozkurtlar kadar acımasız ve gaddardılar. Gene de göçebe yaşamlarının sunduğu tehlikeler ve risklere karşı Önderlerine kayıtsız ve şartsız boyun eğecek kadar DİSİPLİNLİYDİLER.
Kurtuluş savaşında hem düşmanla hem yoklukla mücadele eden bir ecdadın torunları zevk için havaya ateş açmaz, günahsız insanları öldürerek bunun adına da Töre demez. Saygılarımla.
Oguz Solak—sanayici—18.ocak.2007
Türk Ocakları Kayseri Şubesi Yön. Kur. Üyesi

Reklamlar
Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s