TÜRK SAVUNMA SANAYİ ve KAYSERİ 4/Ekim/2011, 18:38………..Oguz SOLAK

savunma
Hedef 1: Türk savunma Bakanlığı +TSK, Pentagon’u yakalamalıdır.
M.Ö. 209 da Motun tarafından kurulduğunu kabul ettiğimiz Türk ordusunun tarihini M.Ö. 3000-1000 yılları arasında varlıklarını sürdüren Ti-lere ( Türklerin atası) kadar indirmek mümkün. Eski Türklerde eli silah tutan herkes ordunun doğal bir parçası. Belki de bu yüzden binlerce yıllık kökleri olan Türk ordusuna genetik anlamda bağlılığımız, vefa borcumuz, sevgimiz var. Bu tarihsel gerçeklerin oluşturduğu eksende güçlü bir ülke ve savunma sanayisi, Pentagon’u yakalamış bir ‘’Türk Savunma Bakanlığı +Türk Silahlı Kuvvetleri ‘’ gibi toplumsal beklentilerimizin olması kaçınılmaz bir süreç.
Bu İdealler, sanıldığının aksine bizi savaş makinesi olmaya değil sorumlu olmaya, güçlü ekonomiye, ileri teknoloji üretmeye sevk edebilir. Dünya tarihinde yaşanan değişimlere de bakarsanız ülkelerin savunma sanayileri evrensel teknolojinin ilerlemesine çok büyük ivmeler katmışlar, büyük buluşlar ortaya çıkartmışlardır. Savunma sanayiyi, ileri teknoloji üretebilen bir lokomotif olarak kullanabilmek bana göre akılcı bir yöntem olur.
Evrensel bilgi birikimi ve insanlığın geçirmiş olduğu evrimler, dünyanın ortak mirasıdır. Milattan binlerce yıl önce oluşan Mezopotamya kültürü ve bunu izleyen Mısır, Çin, Hint kültürleri Anadolu, Yunan yarımadası ve Batının kültürünü oluşturdu. Helenizm, Roma medeniyeti derken antik çağın birikimlerini kullanan İslam inancı, getirmiş olduğu akılcılık ile bilimi doruk noktasına ilerletti. Bu müthiş entelektüel birikimin üzerine katkıda bulunan Batı Dünyası aydınlanma dönemini ve sanayi çağını başlattı. Artan bir ivmeyle hareket eden bu ilerleme bilgi çağını ve ötesini zorlamaya başladı.
Batıda bu gelişmeler olurken bizim “ bilim” konusunu algılamamızda olumsuz yönde değişiklikler oluştu. İçtihat kapısının kapatılması ile bilimsel alanlarda donma ve gerileme başladı. Bilim adamı yetiştiren o toplumsal iklim kayboldu. İbn Haldun (1332-1406) ve Uluğ Bey gibi istisnaları saymazsak Türk-İslam dünyasında yetişen en son dahi bilim adamı İbn Rüşt’tür (1126-1198).
Yüzyıllardır bilim dünyasına katkımız olmadığı gibi, bilimden hep uzaklaştık. Kabul edelim ki entelektüel birikimimiz olmadığı için her alanda bunun sıkıntılarını yaşıyoruz. Hani derler ya her şeyin başı eğitim diye, buna ben katılmıyorum. Her şeyin başı, entelektüel birikimlerin ve yaşam tecrübelerinin rehberliğinde ihtiyacımız olan yapılanmaları gerçekleştirebilmemizdir. Entelektüel birikimimiz yoksa, içtihat kapımız hala kapalı ise buna eğitim konuları da dahil olmak üzere köklü hiçbir fikir ve iş üretemeyiz, birilerini taklit etmekten öteye gidemeyiz.
Hedef 2: Savunma sanayi konusunda entelektüel alt yapının tamamlanması gerekir.
 1- Fikirlerin ve tasarıların gerçekleşmesi için çıtayı devamlı yükseltmemiz ve çok ciddi çalışmalar yapmamız gerekir. Ortak fikir birliktelikleri oluşturmak lazım. Ulaştığımız seviyeyi hep yetersiz görmek, her zaman daha mükemmeline ulaşmak gayretlerini ilerlemek için çok önemli bir motivasyon olarak görmek lazım.
2- Entelektüel bir birikim oluşturmak samimi olarak isteniyorsa her kurumdan ilgisiz bir temsilcinin geldiği komisyonlar oluşturarak, iş yapamamak yerine konunun İlgili emekçisinden, fikir üreteninden ve meraklısından bir konsey oluşturarak yararlanmak rasyonel bir yöntemdir ve birçok problemi (milli) olarak çözmemizi sağlayacaktır.
3- Üst seviyede yetenekleri olan teknik elemanların, yabancı dil seviyesine ve yaşına bakmadan değerlendirilmesi gerekir.
4- TÜBİTAK onlarca yıl öncesi savunma sanayi konusunda çalışmalar başlatsaydı ve özel sektöre gereken ilgi gösterilmiş olsaydı şimdi savunma sanayimiz çok farklı bir konumda olabilirdi.
5- Yönetimden yönetişim devrine geçiş hızlandırılmalıdır.
6- Bazı bürokratlar içtihat kapısını açmaya çalışan bizleri ( fikir işçilerini ) görmezden gelmeye devam ediyorlar. Kolektif bir zihin gücünü harekete geçirmenin ülkemiz için ne zararı olabilir ki?
 Hedef 3: Dünyanın en büyük casusluk ve istihbarat örgütü olan NSA gibi Teşkilatlanmış Türk Ulusal Güvenlik Ajansı (TUGA ) kurulmalıdır.
 Türk devletinin varlığını ve sahip olduğu değerleri koruması , önemli savunma sanayi projelerine gelecek tehlike ve tehditleri önceden haber alması için İstihbarat şemsiyesinin yeniden yapılandırılması gerekir. Askeri istihbarat kendi konumunda güçlendirilmeli, merkezi istihbarat teşkilatı MİT tamamen sivilleştirilmelidir. Oluşturulacak istihbarat şemsiyesinin bütün üyelerinin büyük gözü ve büyük kulağı TUGA ( Türk Ulusal Güvenlik Ajansı) Savunma sanayi yatırımlarını güvence altına almak için mutlaka kurulmalıdır.
Yukarıda belirtilen hedeflere ulaşmak için Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olması şarttır.
Savunma Sanayi Müsteşarlığının önemi:
Türkiye de savunma sanayi yatırımlarının artırılması yada millileştirilmesi konusu dönem dönem politikacılar ve bazı kesimler tarafından kamuoyunun gündemine getirilmiş ama geçen zaman içerisinde ciddi bir ilerleme olmamıştır. Ancak son yıllarda Türkiye’nin ekonomik açıdan güçlenmesi , üniversitelerimizin ,Tübitak’ın ve siyasi iradenin savunma sanayi yatırımlarına destek olması ile birlikte ilerleme kaydedilmeye ve stratejik planlamalar yapılmaya başlanmıştır. Bugün ,temeli 1985 yılında atılan ve 3238 sayılı kanunla “ Modern savunma sanayinin kurulması ve TSK nın modernizasyonu” görevi Savunma Sanayi Müsteşarlığına verilmiştir. Savunma Sanayi müsteşarlığı bu kanun çerçevesinde uygulanan temel politikasını şu cümleler ile ifade etmektedir: Yerli sanayi altyapısından azami ölçüde yararlanmak, ileri teknolojili yeni yatırımları yönlendirmek ve teşvik etmek, yabancı teknoloji ile işbirliği ve sermaye katkısını sağlamak, araştırma-geliştirme faaliyetlerini teşvik etmek suretiyle gerekli her türlü silah, araç ve gerecin mümkün olduğunca Türkiye’de üretiminin sağlanması olarak belirlenmiştir. Milli bir savunma sanayi altyapısının tesisini öngören bu politika ile, geçmiş uygulamalardan farklı olarak;özel sektöre açık, dinamik bir yapıya kavuşmuş,
ihracat potansiyeline sahip,yeni teknolojilere adapte olmakta güçlük çekmeyen,
teknolojik gelişmeler doğrultusunda kendini yenileme kabiliyeti bulunan, Türkiyeyi başta NATO ülkeleri olmak üzere, diğer pek çok ülke karşısında sürekli alıcı konumundan çıkaran ve dengeli işbirliğini mümkün kılan, bir savunma sanayi kurulması öngörülmüştür.
Savunma sanayi müsteşarlığı çok önemli görevleri ifa etmektedir. Belki de bunlardan en önemlisi yerli özel sektörün savunma sanayi konusunda üretime sokulmasıdır.
Savunma sanayi yatırımları için yatırım talepleri:
Türkiye’nin bazı yörelerinin bu yarışta yer almak istemeleri ve bu sektörü ekmek kapısı olarak görmeleri normal karşılanabilir. Hatta o yörelerin politikacılarının da kendi yörelerinde yatırım yapılması için baskı gruplarını devreye sokmaları olasıdır. Ancak o yöreler ile ilgili hazırlanan raporların hemen hepsi artık önemini kaybetmiş fabrika organizasyonu kriterlerini içermektedir. Şebeke elektriğine bağlı bilgisayar ağlarına enerji hatlarından bile sızıldığı süper teknolojilerin yarıştığı , uluslararası sermaye ile dünyanın her yerinde sanayi üretimlerinin yapıldığı bir ortamda bölgenin stratejik öneminden veya ulaşım kolaylığından filan bahsetmek komik olmaktadır. Bu konuda en yetkin çalışmalar SSM ve TOBB un hazırlamış olduğu Savunma Sanayi raporlarıdır.
Ve Kayseri:
Kayseri bölgesinin savunma sanayi yatırımları için en önemli kozu ticarette ve sanayide para kazanmak için büyük gayret ve emek sarf eden pratik zekalı insanlarıdır. Tarihi kökenlerinden ve toplumsal yapısından kaynaklanan bu özelliğini; devletin, ülkemizin menfaatleri açısından Kayseri bölgesini savunma sanayi yatırımlarına yönlendirmesi gerekir.
Savunma Sanayi Müsteşarlığının Kayserinin kendine has yapısından dolayı bölgenin sosyolojik yapısını iyi analiz etmesi ve Kayseri’yi kazanması gerekir. Çünkü Kayseri’yi kazanan savunma sanayi yatırımlarını, savunma sanayi yatırımlarını kazanan Savunma bakanlığı da Türkiyeyi kazanmış olur. Önemli olan fikri alt yapıyı oluşturmak ve hedeflere ilerlemektir. Yatırım yapılacak bölgeler ile ilgili diğer teknik ve istatistiki bilgilerin hepsi devletin ilgili kurumlarından açık ve güncel bir biçimde kamuoyuna zaten sunulmaktadır.
Sonuç olarak:
Savunma endüstrisini sadece silah üretimi olarak algılamak dar görüşlülük olur. Güvenliğimizi sağlamaya yönelik çalışmalar aslında bizim ekonomik açıdan güçlenmemize, sanayi ve teknoloji alanında kalkınmamıza ivme kazandıracaktır. Olağanüstü durumların, hızlı değişimlerin, büyük ikilemlerin, insan yaşamını ve doğal hayatı tehlikeye atan gelişmelerin yaşandığı yirminci yüzyılın devamında “yeryüzünde yaşam” belirsizliğe ve riske girmiş durumdadır. Artık evrensel düşünmek ve hareket etmek zorundayız. Dünya ile ilgili politikaları etkilemek ve söz sahibi olmak durumundayız. Mevcut entelektüel sermayemizi güçlendirerek, maddesel ve zihinsel anlamda sanayileşme aşamasını tamamlayarak bilgi üretenler ve satanlar sınıfına dahil olmalıyız. Hedefimiz çok bilerek, çok çalışarak, çok emek vererek Türk Devletini dünyanın zirvesine taşımaktır. Ekim-2011 Salı
Oguz Solak / Sanayici / Makine mühendisi /A.Ü. İkt.Fak. Uluslararası İlişkiler Böl. Öğr.

NOT:

Reklamlar
Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s